Marmara Denizindeki Kirliliğin Nedenleri ve Çözüm Yolları Üzerine Bir Değerlendirme

Dr. Nadir Çomak

Bütün doğal çevre üzerinde olduğu gibi Marmara Denizinin kirlenmesinde de insan etkisi baş rolü oynamaktadır. O halde bu insanları yetiştiren eğitim sistemi 1. derecede sorumludur. Şayet Marmara Denizi temizlenecekse eğitim sisteminin yetiştireceği sorumluluk sahibi, doğa dostu ve çevre okur yazarı olan insanlar tarafından temizlenecektir. Bu nedenle ülke olarak insan yetiştirme sistemimizi gözden geçirmeliyiz. Müfredatları, öğretmen yetiştirme programlarını, sivil toplum faaliyetlerinin başarısını, politikacıların çevre dostu karar verme süreçlerini, sanayicileri, yöneticileri çevre okur yazarı olup olmama durumlarına göre yeniden incelemeliyiz.

Marmara Denizindeki Kirliliğin Nedenleri ve Çözüm Yolları Üzerine Bir Değerlendirme

Marmara Denizi, 11.350 km² kaplayan yüzölçümü ile Türkiye’nin Asya ve Avrupa topraklarını birbirinden ayıran bir iç denizdir.[1] Bu denizden ismini alan ve çevresinde bulunan Marmara Bölgesinde 11 il merkezi ve bunlara bağlı 155 ilçe merkezi bulunmaktadır.[2] Marmara Bölgesinin nüfusu 2019 yılında 24 milyon 465 bin 689 olarak hesaplanmıştır.[3]  “Marmara Bölgesi Türkiye’de kentleşme oranı en yüksek bölgedir. Türkiye’deki kentli nüfusun 3’te biri bu bölgededir ve halkın yaklaşık % 80’ı kentlerde yaşar. İstanbul, bölge nüfusunun yarısından çoğunu barındırır. Türkiye’nin 5. büyük kenti Bursa, bölgenin önemli kentlerindendir. Bölge ekonomisinin temelini sanayi ve ticaret oluşturur. Türkiye sanayi üretiminin yarısından çoğunu burası gerçekleştirir. Türkiye’de ekili-dikili alanların, oranca en fazla olduğu Marmara Bölgesi’nde; tarım yaygın olarak ve modern yöntemlerle yapılır. Marmara Bölgesi’nin, Türkiye ekonomisindeki asıl ağırlığı sanayi, ticaret ve hizmetler alanındadır. Bu yönüyle bölge, Türkiye’de ilk sıradadır.

  • Bölgede elde edilen gelirin yaklaşık yarısını sanayi kesimi sağlar.
  • Ticaret ve ulaştırmanın bölge gelirindeki payı % 25’in üzerindedir.
  • Türkiye’de üretilen sanayi mallarının yarısına yakını bu bölgede gerçekleştirilir.
  • Türkiye milli gelirinin yaklaşık 5’te biri bu bölgenin payına düşer.
  • Bütün Türkiye’de sanayi sektöründe çalışan işçilerin yarısı da bu bölgededir”.[4]

Son gülerde Marmara Denizinde görülmeye başlayan deniz salyası, insanlarda büyük bir infiale neden oldu. Sarıcı’ya göre, “denizdeki biyolojik üretimin başlangıcını, ilk basamağını teşkil eden fitoplankton dediğimiz mikro alglerin, yani mikroskobik bitkiciklerin aşırı çoğalması sonucu, ortamda vuku bulan bazı şartlara tepki olarak bıraktıkları salgıya müsilaj diyoruz”. [5] Acaba bu tepki hangi sebeplerden kaynaklanmaktadır? Küresel ısınma yüzünden sıcaklıkların artmasından mı kaynaklanmaktadır? Ya da bölgesel olarak bu kirliliği tetikleyen ve insan etkisinden kaynaklanan faktörler nelerdir? Şimdi bu sorularımıza cevap aramaya başlayalım ve şimdi Marmara Denizinin kirlenmesine neden olan faktörleri inceleyelim. “Marmara Denizi çeşitli kirlilik yüklerine maruz kalan bir iç denizimizdir. Havzadaki kirletici kaynaklar; endüstriyel, evsel, tarımsal alanlardan gelen kirleticiler ve gemi kaynaklı kirleticiler olmak üzere birçok farklı türden oluşmaktadır. Bu kirleticilerin etkisiyle Marmara Denizi’nin özümseme kapasitesi gün geçtikçe azalma göstermektedir”.[6] Yani denizin doğal dengesi bozulmakta ve deniz ekosistemi kendisini yenileyemez bir duruma gelmektedir. Bu sonucun ortaya çıkmasında etkili olan kirletici faktörlere bir göz atalım. “Marmara Denizi üzerindeki kirletici kaynaklar 9 farklı kategoride incelenebilir:

  1. Kara kökenli kirleticiler,
    1. Noktasal kaynaklar,
    2. Kentsel atıksular,
    3. Endüsriyel atıksular,
    4. Düzenli depolama sızıntı suları,
    5. Termal (sıcak ve soğuk) ve yoğun su deşarjları,
    6. Yayılı kaynaklar,
    7. Zirai atıklar,
    8. Hayvansal atıklar,
    9. Meskûn bölgelerden gelen akış ve sürüklenmeler,
    10. Atmosferik taşınım kaynaklı kirleticiler
  2. Gemi kaynaklı kirleticiler,
    1. Sintine/çamur
    2. Balas,
    3. Petrol kaçakları,
    4. Evsel Atıksu,
    5. Çöpler, katı atık
    6. Biofouling,
    7. Gemi hava emisyonu
  3. Dip taramaları,
  4. Mikrobiyolojik Kirlilik,
  5. Deniz çöpleri,
  6. Sınır aşan kirlilik,
  7. Kıyı düzenlemeleri,
  8. Kanal İstanbul etkisi incelenmelidir.”[7]

“Deniz kirliliğinin en önemlilerinden bir tanesi gemi kaynaklı kirliliklerdir. Gemi sintine, balast suyu ve kimyasal yük taşıyan, (LPG, LNG, TTA, TCH)  risk oranı yüksek gemiler deniz kirliliğinde büyük tehdit oluşturmaktadır. 2012-2013-2014 yılları Çanakkale Boğazı gemi geçiş istatistiğine baktığımızda geçen gemi sayısı ortalama 43.582’dir. Çanakkale Boğazda toplana yıllık atık miktarı ortalama 170.000 tondur. Verileri oranladığımızda 2012-2013-2014 yılları gemi başına düşen ortalama atık miktarı 3.862 kg’dır. Boğazdan geçen risk oranı yüksek gemi geçişlerine baktığımızda yine aynı yıllar ortalaması 27.547 kg’dır. Verileri oranladığımızda risk oranı yüksek gemi başına düşen ortalama atık miktarı 18.513 kg’dır. Bu oranlar boğaz için azımsanamayacak miktarlardadır. Bu artışta coğrafi ve oşinografik koşulların da etkisi bulunmaktadır”.[8]

Marmara bölgesinde yapılan çoğunlukla modern tarım teknikleri de bu denizin kirlenmesine neden olmaktadır. Tarımda kullanılan kimyasal ilaçlar ve gübrelerden ortaya çıkan atıklar hem toprağa karışmakta hem de yüzey sularının taşıması sonucunda akarsulara ve bu yolla denizlere ulaşmaktadır. “Tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu alanlarda Kocasu, Gönen ve Biga nehirleri Marmara Denizinde meydana gelen ağır metal kirliliğine katkıda bulunmaktadır. Marmara Denizindeki Ni, Mn, Cr, Zn ve Co için maksimum değerler Dünya ortalama değerlerinin üzerinde ölçülmüştür”.[9]

Marmara Bölgesinde yer alan sanayi tesisleri deniz kirlenmesinde çok önemli bir etkide bulunmaktadır. Tekirdağ, İstanbul, İzmit başta olmak üzere ağırlıklı olarak yer alan sanayi tesislerinin katı, kimyasal ve biyolojik atıkları Marmara Denizine gitmektedir. Örneğin, “İzmit Körfezi’nin, gerek Doğu, Merkez ve Batı basenleri etrafında yer alan kirletici kaynaklardan gerekse Dil Deresi ile taşınan unsurlardan etkilendiğini ölçülmüştür. Benzer çalışmaların yükleme boşaltma iskeleleri, petrokimya, kimya, metalurji kuruluşlarına, kentsel atık arıtma tesisi deşarjlarına yakın istasyonlarda ve bunların yanı sıra, su içi yatay ve dikey taşınımların etkilerini gözleyebilmek üzere bu kaynaklardan uzak istasyonlarda da sürdürülmesinde yarar vardır”.[10]

Marmara Denizinin kirlenmesinde bir takım dış faktörler de bulunmaktadır. “Bu denizde artan nutrient miktarı ve organik kirlilik yüklerinin, Karadeniz‟den gelen kirlenme yükleri de dikkate alınarak dikkatle değerlendirilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. İstanbul atıksularının denize deşarj edilmeden önce nutrient giderimi işlemlerinden geçirilmesi konusunun hassasiyeti ise halen devam etmektedir. Bu konuda sağlıklı kararlar alınabilmesi, Karadeniz‟den gelen kirlenmenin ve Marmara Denizi durumunun düzenli olarak takip edilmesine bağlıdır”.[11]

Marmara Denizi etrafında nüfus ve yerleşme yoğunluğunun nispeten azaldığı yerlerde insan etkilerine bağlı kirlilik oranları da kısmen azalmaktadır. Örneğin, “Erdek Körfezi Marmara Denizi’nin güneybatısında yer almaktadır. Ortalama ve maksimum derinliği sırasıyla yaklaşık 34 ve 55 m’dir. Erdek Körfezi Marmara Denizi’ndeki diğer körfezlere (İzmit, Gemlik) kıyasla antropojenik kökenli (insan kaynaklı) kirleticilere daha az maruz kalmıştır. Körfeze başlıca tatlı su ve çökel taşınımı Karabiga ve Gönen nehirleriyle gerçekleşmektedir. Bu nehirler Gönen ve Biga ilçelerinin evsel, tarımsal ve endüstriyel (seramik fabrikaları ve deri sanayi) kaynaklı atık sularını bünyelerine alarak Marmara Denizi’ne boşalırlar”.[12] Benzer bir kirlilik “Marmara Denizi‘nde en uzun kıyıya sahip Tekirdağ ilinin, deniz kıyısında belirlenen dört istasyonda endokrin sistemi bozan bazı esansiyel element ve toksik metallerin (Fe, Cu, Zn, Cr, Mn, Cd, As, Pb, Hg ve Ni) sediment ve balık kas dokusundaki birikimini ve dağılımını tayin etmektir. Marmara Denizi etrafındaki hızlı nüfus artışı sonucu evsel ve sanayi atıklarının arıtma sistemlerinden geçirilmeden nehirlere ve buradan Marmara Denizi‘ne ulaşması, ağır metal içeren ve bilinçsiz, düzensiz ve kontrolsüz kullanılan tarım ilaçlarının rüzgar yardımıyla dolaylı olarak Marmara Denizi‘ne taşınıp birikmesi nedeniyle Marmara Denizi‘nin su kalitesi bozulmaktadır. Marmara Denizi 1975 yılında ticari öneme sahip 127 balık türü bulundururken, günümüzde bu sayının 4-5‘e düşmesi denizel kirliliğinin boyutunu ortaya koymaktadır”.[13] Çünkü arıtma tesislerinin yetersiz ve kontrolsüz olması deniz kirliğini artıran faktörlerin başında gelmektedir. Nitekim “Şarköy Kanyonu’nda inorganik, ağır metal kirliliği bazı karotlarda Cr, Ni, Cu, Zn ve Pb için hesaplanan zenginleşme faktörlerinin yüksek oranda (1,5-2,4 arasında) seyretmesi bölgede antropojenik kaynaklı kirleticilerin artan bir varlığı olarak kabul edilebilir”.[14] Bu da artan nüfus miktarının ve sanayileşmenin etkilerinden kaynaklanmaktadır.

Marmara Denizinde karşılaştığımız deniz salyaları bu denizin giderek canlılığını kaybettiğinin bir göstergesidir. Bu konuda acil önlemler alınmadığı taktirde yakın bir gelecekte daha büyük çevre felaketleri ile karşılaşmamız sürpriz olmayacaktır. Deniz canlılarının neslinin tükenmesi insanların sahillerde denize girememesinden daha az önemli değildir. Marmara Denizindeki çevre felaketi Karadeniz çevresindeki ülkelerden de doğrudan etkilenmekte ve zincirleme olarak Ege denizi ve Akdeniz bu kirlikten etkilenmektedir. Çevrenin korunması ve çocuklarımıza yaşanabilir temiz bir dünya bırakmak için yetişkinlerin üzerine düşen önemli görevler bulunmaktadır. Eğitimciler olarak çevre okur yazarı olan çocuklar, gençler ve yetişkinler olmalıyız. Çevre okuryazarlığı konusunda başta eğitimciler olmak üzere herkes üzerine düşeni yerine getirmelidir. “Lisans eğitimi sırasında çevre okuryazarlığı yüksek olan öğretmen adaylarının okul dışı etkinliklere daha çok katıldıkları belirlenmiştir. Bu durum, çevre okuryazarlığını artırmak için kullanılabilecek bir uygulama olabilir. Ayrıca, basın yayın organları, çevre koruma amaçları doğrultusunda kullanılabilir ve halkı bilinçlendirmek için seminerler ve konferanslar düzenlenebilir”. [15]

Marmara Denizindeki kirliliğin önlenmesi için yapılacak çalışmaları eğitimden bağımsız olarak düşünmek mümkün değildir. Bugün ülkemizi ve dünyayı yöneten politikacıları, sanayicileri ve çevrenin kirlenmesinde etkisi olan bütün yetişkinleri yetiştiren sistem eğitim sistemidir. Eğitim sistemi çevre dostu ve çevre okur yazarı olan bilinçli insanlar yetiştirmiyorsa bunun nedenleri üzerinde titizlikle durulmalıdır. Ülkemizin geleceğini etkileyen politikaların belirlenmesinde ve uygulanmasında sivil toplumun etkisi artmalıdır. Çocukluktan itibaren çevre bilinci ile yetişen çocuklar gençlik ve yetişkinlik dönemlerinde çevreyi koruyacak bir bilince sahip olduğu taktirde politikacılar ve yöneticiler tabanın sesine kulak vermek zorunda kalacaktır. Şayet Marmara Denizindeki çevre felaketini izlediği halde anlamayan ve de çözüm için harekete geçmeyen insanlar çoğunlukta ise çözüme yönelik kalıcı çevre politikalarının üretilmesi de imkansızdır.

Öğretmenler, akademisyenler, politika belirleyiciler geleceğe temiz bir Marmara Denizi, temiz bir Türkiye ve temiz bir dünya bırakmak için daha çok çalışmalıdır. Çünkü böyle giderse pek yakın zamanda koruyabileceğimiz temiz bir doğal çevre kalmayacaktır. Bu nedenle geleceği yaşayacak olan çocuklar ve gençler temiz çevrenin önemini anlamalı ve yetişkinlerden daha çok gayret sarf etmelidir. Onlara bu farkındalığı sağlayacak olanlar da öğretmenler ve ebeveynlerdir. Medyanın da bu konuda yapacağı sorumlu yayıncılık da önemli katkı sağlayabilir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, 8 Haziran’dan itibaren 7/24 esasıyla Marmara Denizi’ndeki müsilajın bilimsel temelli yöntemlerle tamamen temizlenmesine başlanacağı ve Marmara Denizi Koruma Eylem Planı’na ilişkin, alıcı ortama deşarj yapan atık su arıtma tesislerinin tamamının 7/24 online izleneceği ve Marmara Denizi’ndeki 91 izleme noktasının 150’ye çıkarılacağı açıklandı [16]. Bu çabaların sonuçlarını hep birlikte izleyip göreceğiz. Kamuoyunun çevre konusunda daha bilinçli olup gelişmeleri yakından izlemesinde yarar olacağı anlaşılmaktadır. Çevre konusu politik bir mecra olmaktan  çıkarılıp bilimsel bir zeminde tartışılmalıdır.

Sonuç olarak, bütün doğal çevre üzerinde olduğu gibi Marmara Denizinin kirlenmesinde de insan etkisi baş rolü oynamaktadır. O halde bu insanları yetiştiren eğitim sistemi 1. derecede sorumludur. Şayet Marmara Denizi temizlenecekse eğitim sisteminin yetiştireceği sorumluluk sahibi, doğa dostu ve çevre okur yazarı olan insanlar tarafından temizlenecektir. Bu nedenle ülke olarak insan yetiştirme sistemimizi gözden geçirmeliyiz. Müfredatları, öğretmen yetiştirme programlarını, sivil toplum faaliyetlerinin başarısını, politikacıların çevre dostu karar verme süreçlerini, sanayicileri, yöneticileri çevre okur yazarı olup olmama durumlarına göre yeniden incelemeliyiz.

[1] https://www.cografyaci.gen.tr/denizlerimiz-ve-ozellikleri/

[2] https://www.icisleri.gov.tr/valilikler

[3] https://www.icisleri.gov.tr/turkiyenin-nufus-haritasi

[4] https://mthmm.csb.gov.tr/bolgemiz-i-85694

[5] https://www.greenpeace.org/turkey/haberler/musilaj-veya-diger-adiyla-deniz-salyasi-nedir/

[6] https://marmara.gov.tr/UserFiles/Attachments/2018/05/17/9a366d19-35c6-4d4d-8194-7fac90a73c18.pdf#page=148

Alarçin, F., 2017, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Marmara Denizi Kentsel Kirlilik Önleme Faaliyetleri, s.160

[7] III. Marmara Denizi Sempozyumu Sonuç Raporu, 21 Kasım 2017, Marmara Belediyeler Birliği Kültür Yayınları, 2018, s:220 Web: www.marmara.gov.tr

[8] Ilgar, R. (2017). Çanakkale Boğazında Geçiş İstatistiklerine Bağlı Gemi Atık Yönetimi Ve Değerlendirmesi. Marmara Coğrafya Dergisi, (35), 185-194.

[9] Erol, K. A. M., & Melike, Ö. N. C. E. (2016). Pollution potential of heavy metals in the current sea sediments between Bandirma (Balikesir) and Lapseki (Çanakkale) in the Marmara Sea. Journal of Engineering Technology and Applied Sciences1(3), 141-148.

[10] Küçük, A. (2012). İzmit körfezi plankton kompozisyonunun mevsimsel olarak incelenmesi ve sediment karakterizasyonu (Master’s thesis, Kocaeli Universitesi, Fen Bilimleri Enstitusu).

[11] Hacı, M. (2003). Deniz suyu kalitesi izleme bilgi sistemi (Doctoral dissertation, Fen Bilimleri Enstitüsü).

[12] Kaya, T. N. A., Erol, S. A. R. I., Kurt, M. A., & Dursun, A. C. A. R. (2020). Erdek Körfezi Karot Çökellerinin Ağır Metal Dağılımı Ve Zenginleşme Derecesi. Türkiye Jeoloji Bülteni63(1), 57-68.

[13] Dalmış, V. (2019). Marmara Denizi Tekirdağ Kıyı Bölgesi Balık Ve Sediment Örneklerinde Esansiyel Ve Toksik Metallerin Birikimi Ve Dağılımı (Master’s Thesis, Namık Kemal Üniversitesi).

[14] Aktan, Ö. A. 2019, Marmara Denizi Batı Kıta Sahanlığı Yüzeysel Çökellerinde Jeojenik Ve Antropojenik Ağır Metal Zenginleşmesine Yönelik Araştırmalar (Şarköy Kanyonu, Kb Türkiye), (Ankara Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi).

[15] Kocalar, A , Balcı, A . (2013). Coğrafya Öğretmen Adaylarının Çevre Okuryazarlılık Düzeyleri . International Journal Of Social Science Research , 2 (1) , 15-49 . Retrieved From Https://Dergipark.Org.Tr/Tr/Pub/İjssresearch/İssue/32875/365283

[16] https://tr.euronews.com/2021/06/07/marmara-denizi-nde-musilajla-mucadele-icin-22-maddelik-eylem-planı

error

Websitemi Beğendiniz mi? Başkalarının da faydalanması için paylaşır mısınız? :)

RSS
Email Gönder
YouTube
YouTube
LinkedIn
LinkedIn
Share
Instagram
Whatsapp