Nobel Ödülü Almak İçin Değil İnsanlık İçin Çalışın

Dr. Nadir Çomak

Nobel Ödülü Almak İçin Değil İnsanlık İçin Çalışın

Bugün TEKNOFEST 2021 kapsamında genç mucitlerin harika projeler yapmalarının temelinde geçmişte yapılan Bu Benim Eserim Proje Geliştirmeyi Teşvik Yarışmaları gibi çalışmaların önemli katkısı olmuştur. Nobel ödülü kazanmış Türk bilim insanı Aziz Sancar TEKNOFEST 2021’de minik mucitlere yaptığı konuşmada “Nobel ödülü için değil insanlığa hizmet etmek için çalışın” derken ülkemizde bilimin gelişmesine çok önemli bir katkı yapabilecek bir motivasyon unsuruna dikkati çekmiştir. Aslında önemli olan ödül almak için çalışmak değil yapılan bilimsel bir çalışmayı ödül olarak görüp o çalışmanın içinde kaybolmaktır. İşte Sancar bu önemli noktaya dikkat çekmiştir.

Bu sözü her insan söyleyebilir fakat onu Nobel ödülü kazanmış bir Türk bilim insanından duymak daha da anlam kazanıyor. Bu ifade tam da Nobel ödülünün verilme amacını ifade ediyor. “Nobel ödülü, 27 Kasım 1895 tarihli ve 30 Aralık 1896 tarihinde Stockholm’de açıklanan vasiyetnamesiyle Alfred Nobel tarafından kurulan derneğin verdiği, insanlığa hizmet edenleri ödüllendirmek amacını taşıyan prestijli bir ödüldür. İlk Nobel ödülleri 1901 tarihinde verilmeye başlanmıştır.[1]” Bugüne kadar Nobel ödülü kazanan birçok bilim insanı farklı gerekçelerle de olsa bu ödülü almayı reddetmiştir. “Dört Nobel ödülü sahibine, Nobel ödülünü alması amacıyla kendi hükumetleri tarafından izin verilmedi. Almanya Adolf Hitler hükumeti, Richard Kuhn (kimya, 1938), Adolf Butenandt (kimya, 1939) ve Gerhard Domagk (Fizyololji veya Tıp, 1939)’ın ödüllerini almasına izin vermedi. Sovyetler Birliği’nin baskısı doğrultusunda Boris Pasternak (edebiyat, 1958) ödülü reddetti. Ayrıca Nobel ödülü almaya hak kazanan Jean-Paul Sartre (edebiyat, 1964) ve Lê Ğức Thọ (Barış, 1973) ödüllerini almayı reddettiler. Bunlardan Sartre hayatı boyunca tüm resmi ödülleri reddetmiştir. Lê Ğức Thọ ise o yıllarda Vietnam’ın içinde bulunduğu durum nedeniyle ödülü almamıştır.[2]

Aziz Sancar 2021 Teknofest yarışmasında yaptığı konuşmada gençlere şu tavsiyede bulundu; “Nobel ödülünü kazanmak için değil insanlık için çalışın.” Bu sözde şöyle bir anlam gizli, yaptığınız bilimsel çalışmayı bir ödül kazanmak için yapmamak gerekir. Yapılan çalışma insanlık için gerçekten değerli ise zaten ödüllendirilir. Bu ödül bir Nobel ödülü de olabilir bir devlet nişanı da olabilir. Fakat hepsinden önemlisi insanlık tarihinde müstesna bir yer almaktır. Nitekim bilim tarihini incelediğimizde birçok bilim insanının hiçbir ödül kazanmadan bu dünyadan göçüp gittiğini görmemiz gerçek ödülün yapılan çalışmanın verdiği doyumsuz lezzetin içinde olduğunu göstermektedir.

Öldükten sonra yaptığı icatlarla ün kazanan fakat hayatında büyük sıkıntılar çeken bilim insanlarının sayısı az değildir. 965-1038/40 yılları arasında yaşayan Müslüman bilim insanı İbn-i Heysem batılılar tarafından Alhazen ismiyle bilinmektedir. Yazdığı Optik kitabı (Kitab-el Manazir) latince baskılar sayesinde günümüze kadar gelmiştir. İbn-i Heysem ışığın nesnelerden yansıyarak göze geldiğini ve görmenin beyinde gerçekleştiğini açıklayan ilk bilim insanı unvanını aldı. Ölümünden sonra bugüne kadar başta mikroskop olmak üzere optik konusundaki bütün bilimsel gelişmelerin temelini atmıştır. Bu çalışmaları sonucunda haklı olarak “modern optiğin babası” olarak anılmaktadır. İnsanlık için yaptığı bu kıymetli katkıların sonuçlarını ve maddi kazançlarını muhtemelen dünyada alamadan vefat etmiştir.

Ünlü fizikçi Heinrich Hertz (1857-1894) radyo ses dalgaları üzerine çalışarak geliştirdiği ölçü birimi ile ses dalgalarını ölçmüştür. Genç yaşında hayatını kaybeden Hertz yaptığı bilimsel çalışmalarının ve radyonun bu kadar yaygın olduğunu yaşarken görememiştir[3].

Bu örnekleri daha da çoğaltmamız mümkündür. Fakat anlatmak istediğim maksadın anlaşıldığı düşüncesiyle başka örnek vermiyorum. Ödüllerin en büyüğü insanın bir çalışma yaparken o işin içindeki lezzeti yaşarken işin içinde kaybolup gitmesidir. Bu kayboluş zamanın durması gibidir. Yapılan işin verdiği lezzet bazen yemekten ve içmekten daha lezzetli olduğu için bilimsel çalışma yapan insanlar yemeyi içmeyi bile zaman zaman unutabilir. Covid 19 aşısını geliştiren Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin Nobel ödülü alabilecekleri yönünde tahminler yapılıyor. Bu tahminleri haklı çıkaracak bir hikâye bu iki bilim insanının evlendikleri gecenin sabahında laboratuvarlarına çalışmak için gittiklerini bilmemizle ortaya çıktı. Yapılan bilimsel çalışmada öyle büyük bir zevk ve lezzet var ki bilim insanları bilimsel çalışma yapmayı her şeyin üzerinde tutuyor.

2004 yılında MEB tarafında ilk defa düzenlenen Bu Benim Eserim Proje Geliştirmeyi Teşvik Yarışmasında eğitimci olarak çalıştım. Pilot uygulamanın yapıldığı İstanbul’da 10.000’den fazla sayıya ulaşan öğrenci ve öğretmenlere proje geliştirmeleri için motivasyon seminerleri verdim. Gençleri ekibimizle birlikte büyük projeler yapmalarına inandırmaya çalıştık. Bakanlık bu pilot uygulamada 300 projeyi başarı kriteri olarak yeterli görürken 10.000’den fazla proje başvurusu yapıldı. Bu başarının arkasında proje ekibinin gençleri ve öğretmenleri bir eser bırakabilecekleri düşüncesine inandırması vardı. Bu başarının üzerine proje yarışması TÜBİTAK himayesine alındı ve gelişerek devam etti.

Bugün TEKNOFEST 2021 kapsamında genç mucitlerin harika projeler yapmalarının temelinde geçmişte yapılan Bu Benim Eserim Proje Geliştirmeyi Teşvik Yarışmaları gibi çalışmaların önemli katkısı olmuştur. Nobel ödülü kazanmış Türk bilim insanı Aziz Sancar TEKNOFEST 2021’de minik mucitlere yaptığı konuşmada “Nobel ödülü için değil insanlığa hizmet etmek için çalışın” derken ülkemizde bilimin gelişmesine çok önemli bir katkı yapabilecek bir motivasyon unsuruna dikkati çekmiştir. Aslında önemli olan ödül almak için çalışmak değil yapılan bilimsel bir çalışmayı ödül olarak görüp o çalışmanın içinde kaybolmaktır. İşte Sancar bu önemli noktaya dikkat çekmiştir.

Bilim tarihinde önemli çalışmalara imza atan sayısız bilim insanı insanlığa hizmet etmek için fedakârca çalışmıştır. Ödüllerin en büyüğü insanlığın kalbinde ebediyen yaşamaktır. Odamızda ve şehrimizde yanan her bir lambanın insanlara Edison’u hatırlatması bilim insanlarının kalplerde yaşadığının bir işareti olarak kabul edilebilir. Çocuklarımızı bilimsel çalışmalardan ve insanlığa hizmet etmekten zevk alacak idealist bireyler olarak yetiştirmek için rol model insanların hayatları ve sözleri çok önemlidir. Tebrikler Aziz Sancar hocam.


[1] https://www.milliyet.com.tr/nobel-odulu-nedir–molatik-13204/

[2] A.g.y.

[3] The World of Science, 2005, BACKPACKBOOKS, NEW YORK:114.

error

Websitemi Beğendiniz mi? Başkalarının da faydalanması için paylaşır mısınız? :)

Email Gönder
Whatsapp